Agent Sprawl Nedir?
Kurumlarda Yapay Zeka Ajanlarının Yarattığı Görünmeyen Riskler
25 Şubat 2026 , Blog Yazılarımız
Bir önceki yazılarımızda, birçok organizasyonun henüz tam olarak adını koyamadığı ancak giderek daha fazla deneyimlemeye başladığı bir kavramına değinmiştik: Agent Sprawl
Bu kavram teorik bir gelecek senaryosu değil. Bugün birçok kurum, farklı departmanlarda hızla yapay zeka ajanları devreye alırken farkında olmadan yeni bir risk katmanı oluşturuyor. Üstelik bu risk, geçmişte yaşanan uygulama karmaşasından (application sprawl) daha az görünür fakat potansiyel olarak daha tehlikeli.
Sorun yapay zekanın kendisi değil. Sorun, kontrolsüz mimari büyüme.
Organizasyonlar daha fazla ajan geliştirdikçe, aslında yalnızca otomasyon kapasitesini değil; aynı zamanda karmaşıklığı, maliyet belirsizliğini ve yönetişim risklerini de ölçekliyor.
Veri Soy Ağacı ve Yanlış Bilginin Ölçeklenmesi
Yapay zeka ajanları veriye dayanarak çalışır. Ancak veri kaynakları tutarsız olduğunda, erişim izinleri doğru yapılandırılmadığında veya geçmiş içerikler güncelliğini yitirdiğinde ortaya ciddi bir problem çıkar.
Ajanlar statik raporlar gibi yalnızca veri göstermez; veriyi yorumlar, ilişkilendirir ve karar üretimine katkı sağlar. Eğer referans aldıkları veri hatalı veya kirlenmişse, ortaya çıkan sonuç yalnızca bir “hallucination” problemi değildir. Bu durum, yanlış kararların organizasyon genelinde hızla çoğalmasına neden olur.
Başka bir deyişle, hata artık bireysel değil sistemiktir.
Kimlik ve Erişim Yönetiminde Artan Karmaşıklık
Yapay zeka ajanları çoğu zaman kullanıcılar adına hareket eder. Onay süreçlerini tetikleyebilir, hassas verilere erişebilir, iş akışlarını çalıştırabilir veya dış sistemlerle entegrasyon kurabilir.
Kimlik ve yetkilendirme katmanları merkezi değilse, yeni risk alanları ortaya çıkar:
Yetkisiz işlem çalıştırılması,
Yetki yükseltme açıkları,
Veri sızıntısı ihtimalleri.
Farklı platformlarda çoğalan ajanlar, beraberinde kimlik yönetimi karmaşasını da büyütür. Bu noktada sorun teknoloji değil; parçalı mimaridir.
Kontrolsüz Artan Maliyetler
Çoğu ajan altyapısı tüketim bazlı fiyatlandırma modeliyle çalışır. İlk bakışta düşük maliyetli görünen bu yapı, ajan sayısı arttıkça öngörülemez hale gelir.
Birden fazla ajanın zincir halinde çalışması, yinelemeli akıl yürütme süreçleri, ajanlar arası iletişim ve arka planda çalışan görevler küçük verimsizlikleri büyük maliyetlere dönüştürür.
Merkezi izleme mekanizması olmadığında maliyet yalnızca artmaz; tahmin edilemez hale gelir. Finans ekipleri için karmaşıklıktan daha zor olan tek şey ise belirsizliktir.
Yönetişim Boşluğu
Her ekip kendi ajanını geliştirdiğinde şu sorular yanıtsız kalır:
Ajanlar arası orkestrasyonu kim yönetiyor?
Loglama ve denetim kayıtları nerede tutuluyor?
Model güncellemeleri nasıl kontrol ediliyor?
Davranış politikaları kim tarafından belirleniyor?
Versiyon yönetimi nasıl sağlanıyor?
Başlangıçta her şey sorunsuz görünür. Ancak bir regülasyon denetimi gerçekleştiğinde, bir uyumluluk problemi ortaya çıktığında veya sistemler beklenmeyen şekilde etkileşime girdiğinde yönetişim eksikliği görünür hale gelir.
Ve bu genellikle çok geç fark edilir.
Çalışma Anındaki Öngörülemezlik
Çok ajanlı sistemler, birbirleriyle etkileşime girdiklerinde ortaya doğrusal olmayan davranışlar çıkarabilir. Araştırma ortamlarında bu heyecan vericidir. Kurumsal ortamlarda ise operasyonel risk anlamına gelir.
İş dünyası özerklikten çok güvenilirlik ister.
Gözlemlenebilirlik olmadan otonomi, avantaj değil risktir.
Sessiz Başarısızlık Modeli
Agent Sprawl yüksek sesle başarısız olmaz.
Küçük yanlış bilgiler oluşur.
Maliyetler yavaşça kayar.
Yetki hataları fark edilmeden büyür.
Yönetişim giderek zayıflar.
Ta ki bir gün:
Beklenmedik bir fatura gelir.
Bir güvenlik ihlali yaşanır.
Denetim açıkları ortaya çıkar.
Stratejik bir karar hatalı çıktılara dayanır.
O noktada karmaşıklık artık sistemin içine yerleşmiştir.
Asıl Soru; Sorun yapay zeka değil. Sorun, kontrolsüz mimari genişlemedir.
Organizasyonlar yeni ajanlar devreye almadan önce şu soruları sormalıdır:
Verimiz gerçekten birleşik mi?
Kimlik yönetimi merkezi mi?
Yönetişim modeli tanımlı mı?
Sistem davranışı gözlemlenebilir mi?
Maliyetler gerçek zamanlı ölçülebiliyor mu?
Eğer bu soruların yanıtı hayırsa, daha fazla ajan eklemek verimlilik değil risk üretir.